Arşiv

Archive for Mart, 2010

Sin Şın’a Dahil Olunca…

Mart 23, 2010 Yorum yapın

Yavuz Sultan Selîm Han Mısır seferine çıkmış ve Mercidabık Zaferi’nden sonra,  Şam’da bir süre kalmıştı. 13. yüzyılın ilk yarısında Şam’da yaşayan ve beş yüzden fazla eser veren büyük evliyâ Muhyiddîn-i Arabî Hazretleri Şam’da ölmüştü. Yavuz Sultan Selîm Han Şam’da bu büyük evliyânın mezarını aramaya başladı. Şam’ın çöplüğünü kazdırdı. Yaklaşık üç asırdan beri biriken çöplerin
arasından büyük velînin cesedi çıkarıldı. Ceset taptaze duruyordu.

İşte böyle büyük bir evliyâ olan Muhyiddîn-i Arabî Hazretleri bir gün etrafına toplanan kalabalığa: “Sizin taptığınız, benim ayaklarımın altındadır. ‘sin’ ‘şın’a dâhil olunca, Muhyiddin’in kabri meydana çıkar ve muradı anlaşılır” der. Orada bulunanlar bu sözü anlayamazlar. Hâşâ Allah’a hakāret etti sanırlar. Epey kimse aleyhinde konuşmaya başlar ve vefat ettiğinde de Şam halkı, bu mübârek zâtın kabrinin üzerini çöplük yaparlar. Devamını oku…

Harf Da’vası

Mart 23, 2010 Yorum yapın

Necip Fazıl’ın harf meselesi hakkında sorulması gerektiğini düşündüğü sualler on dört tanedir:

• İsmine “Arap harfleri” denilen, tam on asır Türk medeniyet kadrosunun ifade unsurunu
teşkil etmis ve on asırlık millî irfanın temeli mevkiinde bulunmus harfler, hakikatte sadece ve
kavmî mânada Arap harfleri midir, yoksa kavim üstü bir mâna ile “”İslâm harfleri” mi? Bu
hususta dinî, tasavvufî, ilmî ve aklî bürhanlar nelerdir?

• Kavim üstü, küllî bir sümulle bütün mü’min beseriyete atfedilip edilemiyeceği bir ilim
meselesi olan harflere “Arap harfi” ismini vermek mümkün oluyor da, doğrudan doğruya ve
münhasıran Lâtinlerin malı olduğu ilmen sabit harflere nasıl “Türk harfleri” denilebiliyor? Devamını oku…

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.